Yazan: kader sürül am 13.03.2007, Tarih: 20:48:
mulaca_turkce
BUNU BEN KUGUVAK ILE BASLATTIM SONUNU GETIRMEKTE BANA DUSER SANIRIM
Abat: İhya.
Abufay: Yemek artığı.
Ağam :Yeni, gıcır gıcır.
Ahbin: Hayvan dışkısı, gübre
Ander: Lanetli, uğursuz.
Angona: Kör yılan.
Arakhana :Örümcek
Arkuri: Dik açı ile dönüş
Azdeha: Canavar.
Badis: Fasulye
Badila: Küçük el sepeti.
Badul: Topak
Banti :Hayvan yemleme yeri.
Bardi: Çakal
Bet: Çirkin
Bolaki: Keşke olsa.
Bubuk :Tomurcuk
Cago: Çakı
Cağ: Şiş, tel çubuk
Cakhana: Yengeç
Cakhavel: Çalı süpürgesi.
Caleps: Fındık ayıklama.
Carcel :İnce dallarla örülmüş erzak rafı.
Celahanet :Yonga parçası.
Ciba :Göbek
Cidos :Ateşi canlandırmak
Ciniya: Kıvılcım.
Corma: Bataklık
Cubuş: Meyvenin çöpü
Cuhnis :Yanık
Çapula: Çarık
Çeli :Mısır bitkisinin gövde kısmı.
Çino: Martı
Çor: Zıkkım
Çuraneya: Akasya ağacı.
Deşurmek: Meyve toplamak
Direni: Tavan arası
Dirgen :Tırmık
Dzia: Kıvılcım
Dzidzil :Solucan
Dzirambola: Ateş böceği
Egeme :Çile, zorluk
Evza: Kibrit
Feli :Bir kabak yemeği.
Fidruga: Fındığın en körpe filizi.
Funç: Çimenli toprak parçası
Fuska: Böğürtlen
Fuşki

ışkı
Gaban: Yamaç, eğimli arazi.
Gambat: Karın boşluğu
Gandzi :Kabuklu yemiş içi / İnce dilim.
Ganzilis :Fındık hasadından sonra, kalan taneleri arama.
Gaybana: Lanet olası
Gayde: Ezgi, nağme.
Gendume: Buğday
Godila :Ense açıklığı
Goği: Sapa, kenar
Gokle: Salyangoz
Golişefra :Kertenkele
Gorç: Tahta oturak.
Gorgom: Toplanmış, kümelenmiş.
Gorop: Avcı kulübesi, gözetleme yeri
Gorbagor: Kötü ruhlu ihtiyar
Gordil: Düğüm
Gorgot: Ögütülmüş mısır.
Gubaleç: Kara kabak.
Gufica: El sepeti
Gugu: Baykuş
Gugul :Tepe
Gugulli :Tepeleme, silme dolu.
Gugula: Başlık
Guguvak: Mantar
Gurgandzel: Fesatlık, içten pazarlık.
Guvitça: El sepeti.
Haçan :Madem
Haçapu:r Bir ekmek türü
Halapot. Kargaşa
Hapsikol: Hamsili ekmek
Hartama: Ahşap kiremit
He: Evet
Herek: Sırık
Hinik: Sümük.
Hocer: Lazımlık
Hohol: Toz parçası
Hoholli: Hamsili bir yemek.
Homi :Çıngırak
Horhon: Birbirine sarılmış, birbirine dolanmış.
Horom: Toplu dans.
Holiya: Karalahana yemeği
Hov :Ateş, hararet.
Hunç: Ezilmiş, un ufak olmuş.
Hutuş: Mısır koçanının kabuğu
İfteri: Eğrelti otu.
İpta: İlk önce, öncelikle.
İsparla: Önlük
İstemli: Büyük güğüm
İzlam: Mahçubiyet
Kafeka :Küçük güğüm
Kaful :Ocak, küçük ağaç grubu.
Kalamit: Ayıklama (fındık için)
Kamaris: Gelinin özel merasim duruşu.
Katma: İp, bağ.
Kavara: Osuruk
Kavi .Sıkı, sağlam.
Kavli: Bahse girmek.
Kavran: Ahşap fıçı
Kerenti: Tırpan
Kertel.: İneklerin yal kabı.
Khacaban: Gereksiz döküntüler.
Khalaz

olu yağışı
Khalt: Bayburtlular ve Erzurumlular.
Khamuhta: Çilek.
Khapsi: Hamsi
Khayat: Kiler
Khohor: Baykuş
Khon: Kül.
Khondoroça: Kirpi.
Khonobir: Sıcak kül.
Khovit: Bir cins kaya balığı.
Kiulur: Bezelye
Kogizo: Boğmaca hastalığı.
Kopça.: Düğme
Koti: Lahananın sap kısmı.
Kovor: Dışkı
Kudal: Ahşap el mikseri
Kugar.: Ucu eğri çubuk / Meyve toplama çubuğu.
Kumuş: Kestanenin kabuk kısmı.
Kundzi: Kendir sapının iç kısmı.
Kutun: Mısır koçanı
Kutça: Organik çıkıntı.
Kuyuks: Nara, çığlık
Labar: Çamur
Lalak: Sersem, aptal.
Laus: Mısır bitkisi.
Lazut: Mısır bitkisi.
Lengur: Uzun boylu, yüksek.
Leuse: Faydasız pişmanlık
Liksia :Sümük, sümüksü.
Lilak: Bir çeşit kuş tuzağı
Limas: Kar erimesi, kar suyu.
Lobia: Fasulye
Luura :Koku
Malağma: Su ile sürüklenen döküntüler.
Malaks: Bulaşmak, bulaştırmak.
Malez: Bir Kabak yemeği
Maniman: Hemen gel!
Marak :Ilık
Mares :Solmak, pörsümek
Merek: Otluk.
Mindzi: Peynir türü
Moçot: Beceriksiz, sakar.
Momo:l Böcek / Kurtçuk.
Mora :Yayla böğürtleni.
Mucurum: Sakat.
Mukh: Çivi
Mundzur: Ağız, surat.
Nene: Anne
Oflan: Mutfak dolabı.
Oğuz: Gün görmemiş, görgüsüz/ Güneş görmeyen yer.
Otiş: Ses, gürültü.
Ovarmak: Tamir etmek
Paçariş: Engel, zorluk
Parkhar :Rüzgar
Paska :Serander
Pekke :Misafir sediri.
Peşko: Soba
Pendici: Fare
Pisik: Kedi
Roge: Mısır Koçanı
Sebi: Çocuk i
Seme :Sersem
Seysana: Çeyiz sandığı.
Soğun: Bari, hiç olmazsa
Şafles: Salya
Şaftanis: Yüzüne gözüne bulaştırmak.
Şalak: Hıyarın olgulaşmış hali.
Şoromil: Küçük el değirmeni.
Şula: Pasaklı.
Termaş: Lanet olası
Tike: Bir parça.
Trangela: Hırsız.
Vol: Toprak parçası
Yamsi: Taklit.
Yangaz: Haylaz, yaramaz.
Yenlik: Hafif
Vigaye: Muhafaza
Zağar: Köpek
Zanga: Kapı kiliti.
Zati: Zaten
Zaytoz: Örümcek
Zipka: Şalvar
Zirza: Kapı menteşesi.
Zuzula: Lahana filizi.
KUGUVAK'dan saygılar ve sevgılerle
Yazan: Erol Sürül am 13.03.2007, Tarih: 21:55:
Ynt: mulaca_turkce
Kader, burada kopyalama - yapistirma yok. Arastirman güzel; ama o sözcüklerin cogu genel Lazca. Biz burada Mulaca`dan sözediyoruz.
Bir derlemesini yaptim. benim hatirimda bunlar kaldi:
ahbun - hayvanlarn dışkısı, ahır gübre
ander - lanetli, uğursuz
angona - kör yılan
azdeha - canavar
cubuş - meyvenin çöpü
çapula - çarık
çor - zıkkım
sisil - solucan
feli - bir kabak yemeği.
fuşki - dışkı
gaban - yamaç, eğimli arazi
gaybana - lanet olası
gayde - ezgi, nağme
gugula - başlık
he - evet
hov - ateş, hararet; hız, surat
kaful - ocak, küçük ağaç grubu
kavara - osuruk
kopça - düğme
kudal - ahşap el mikseri
kohle - şahlangoz (salyangoz?)
kuguvak - mantar
lazıt - mısır bitkisi
mora - Yayla böğürtleni
nene - anne
oflan - mutfak dolabı
ovarmak - tamir etmek
pekke - sedir
peşko - soba .
yangaz - haylaz, yaramaz.
yenlik - hafif
zati - zaten
zuzula - lahana filizi
Yazan: Erol Sürül am 15.03.2007, Tarih: 15:34:
Bazi terimleri Türkce harflerle yazmak mümkün degil. Bunun farkindayim. Bunun icin bazi Mulaca harfler olusturmaya calisiyorum. Ama bu harfler her bilgisayarda gözükebilmesi lazim. Her klavyede de yazilabilmesi lazim. Düsünüyorum. Bakalim nasil bir sonuca variriz. 8)
Mesela Mula sivesinde "hayir" ne demek? Yazin bakalim. Bir deneyin. Göreceksiniz imkansiz.
ha`a - hayir
ya da:
ha-a
Olmuyor! Görüyorsunuz ki son telafuzu Türkce yazmak icin mevcut harf yok
Mevcut telafuzu Türkce harflerle yazmak mümkün degil. Mula`da yasamis olmayan birisine yazarken "ha`a" veya "ha-a" yazsam, bunu anlayamaz.
Peki siz bizim köyde hayir anlamina tasiyan sözcügü nasil yazarsiniz?
Bunun benzeri sayisiz örnek ver.
Mesela "Fehmi" ismini Mulaca söyleyin ve yazmaya calisin. (E, A, ve I harflerinin karisimi)
Ya da "erik" sözcügünün Mulacasini yazm,aya calisin. (Ü ile U harflerinin karisimi)
Ya da Mulalilar konusurken "ögretmen" sözcügünü nasil telafuz ederler? ;? (Ö ile O arasinda bir telafuz)